
Alışverişte çok yemin etmekten sakının;
zira bu başta kazandırır, sonra batırır.
QORXURAM
Mirze Elekber Sabir
Pay-i piyade düşürem çöllere,
Xar-i müğilan görürem, qorxmuram.
Seyr edirem berr ü bîyabanları,
Qul-i bîyaban görürem, qorxmuram.
Gâh oluram behrde zövreqnişin,
Dalgalı tufan görürem, qorxmuram.
Geh çıxıram sahile, her yanda min
Vehşi-yi qürran görürem, qorxmuram.
Gâh şefeqtek düşürem dağlara,
Yangılı vulkan görürem, qorxmuram.
Üz qoyuram gâh neyistanlara,
Bir sürü aslan görürem, qorxmuram.
Menzil olur gâh mene viraneler,
Cin görürem, can görürem, qorxmuram.
Xarici mülkünde de heta gezib,
Leyk bu qorxmazlıq ile, doğrusu,
Ay dadaş, vallahi, billahi, tallahi,
Harda müsalman görürem, qorxuram!
Bîsebeb qorxmayıram, vechi var:
Neyleyim, axır bu yox olmuşların,
Fikrini qan-qan görürem, qorxuram.
Qorxuram, qorxuram, qorxuram...
1907
(Bazen yolum) yaya olarak kırlara düşüyor, dikenli çalı görüyorum, Korkmuyorum.
Uçsuz bucaksız çöllerde geziyorum, gulyabani gö-rüyorum, korkmuyorum.

BAYRAKSIZ OLAMAM
Bir çocuksam,
Kucaksız
Oyuncaksız;
Bir delikanlıysam
DÜRÜSTLÜK
" Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var,bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik .Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki. taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabılmek için bir ayak dışarda,inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak.Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı.
"Üstü kalsın kardeşim" dedim. Döndü bana doğru
"Vaktin varmı ağabey?" dedi.
"Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)
Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan.Önde bir büfe var. Gitti oraya,bir şeyler konuşup geldi.Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.
-Ne alacağım ağabey 50 kuruşu.
O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor,sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.
- Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi,delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun,evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeiş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz?
-Ne bıraktı?
-Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.
Biz 5 kardeş,beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu,hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki:
"Asıl mirası bizim baba bırakmış."
Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür.
Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim:
- Dur ağabey, asıl bomba şimdi.
- Nedir bomban ?
İKİ KEŞİŞ...
İki keşiş yolda giderlerken, bir su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadını gördürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucakladı ve suyun öteki karşısına geçirdi. Öteki keşiş arkadaşının bu davranışını başka bir biçimde yorumladı ve bu nedenle hiç de hoş karşılamadı. Kendini daha fazla tutamadı, arkadaşına bu davranışının yanlış olduğunu anlatmak istedi:
- "Böyle bir şeyi nasıl yapabildin?" dedi.
- "Biz keşişiz, bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmek,onlara bakmamız bile yasaktır." Öteki keşiş, arkadaşına şöyle yanıt verdi:
- "Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım" dedi.

Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o da sendikadır.
Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır.
Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın, dolayısıyla sen de halksın. Altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.
Söyle bakalım anlayabildin mi?"



DEĞERİMİZİ ASLA KAYBETMEYİZ...
Meşhur bir hatip konuşmasına 100 dolarlık bir banknotu elinde tutarak başladı.
Her yerde “Su getirin” sesleri ama bir bardak su getiren yok! Bu kral çıldırmasın da ne yapsın? Saçını başını yolmasın da ne yapsın? Üstelik de ona “büyük saygı” adına yapılmıyor mu?
İhsan Eliaçık
Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Sokaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir.
Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Baba'yı yaka paça huzura getirirler.
Baba bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır:
"A devletlum, siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum söyleyin uğursuzluk hangimizde?"
Einstein’dan 10 hayat dersi
Hz. Ömer (ra)'den nasihatlerSana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.
Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.
Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir sözü iyiye yor mümkün oldukça kötüye yorma.
Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.
Sırrını gizleyen murâdına erer.
Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.
Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.
Seni ilgilendirmeyen işe karışma.
Henüz vukû’ bulmamış şeylerden sorma.
İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.
Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.
Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.
Düşmanlarından uzak dur.
Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.
Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.
Tâat ânında kendini zavallı gör.
Günah işlemek istersen sonunu düşün.
Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen “Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,” buyurur.


ADALETİN BÖYLESİ
İstanbul'un fethinden sonra Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.
Tanrıya hiç bir zaman "neden ben?" diye sormayın... Efsane Wimbledon’un ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi...
Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
- Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti? Arthur Ashe cevap verdi:
- Tüm dünyada;
Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı’ya nasıl ‘Niye ben’ derim?
Mutluluk insanı tatlı yapar.
Başarı ışıltılı…
Zorluklar güçlü…
Hüzün insanı insan yapar,
Yenilgi mütevazı…
Tanrıya her durumda güvenin ve şükretmeyi sürdürün. O`nun kendine has usülleri vardır. İnancınızı koruyun... Tanrı’ya asla ‘Neden ben?’ diye sormayın. Ne olacaksa olur…
…Arthur Ashe

